Az Yesinler, Az Konuşsunlar, Az Uyusunlar

somuncu-baba-tavsiyeler

Somuncu Baba’dan Tavsiyeler

Somuncu Baba Dergisi yazarlarından Mürsel Gündoğdu, Somuncu Baba Dergisi‘nde yayınlanmış yazı serisinde, Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Hazretleri’nin bizlere bırakmış olduğu “Arkadaşlarıma ve yolumuzdan gidenlere tavsiyelerim” başlıklı tavsiyelerini konu edinerek günümüz insanının bu tavsiyelerden alması gereken dersleri kaleme aldı. Sayfamızda gerek tavsiyelerin tamamını gerekse de ayrıntılı açıklamalarını bulabilirsiniz. Daha önce yayınladığımız Somuncu Baba’dan Tavsiyeler makalemizde İslâm’da tavsiye geleneği ve Somuncu Baba’nın bizlere bıraktığı tavsiyeleri hakkında genel manada bilgi vermiştik. Bu yazımızda bu tavsiyelerden bizlere az yemek, az konuşmak ve az uyumak hakkındaki “Az yesinler,az konuşsunlar,az uyusunlar” tavsiyesi üzerinde duracağız.

az yemek
Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Türbesi ve Külliyesi / Darende – Malatya

Az Yesinler Az Konuşsunlar Az Uyusunlar

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.): “Az yiyerek maddî manevî hastalıklarınızı tedavi ediniz. Az yiyiniz¸ sıhhat bulunuz.” buyururken belki bugün çağımızın en büyük musibetlerinden birine parmak basıyor ve bizleri bu hususta bilinçlendiriyordu. Lakin insanoğlu unutkanlıkla malûldür. Bu yüzden Efendimiz (s.a.v.)’in yolunun yılmaz takipçilerinden olan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri bu kandilin ışığının yaşadığı dönem ve sonrasında ziyâlanması için arkadaşlarına bu çağrıyı yinelemiş ve bu meyanda tavsiyelerde bulunmuştur.

Az Yemek: ‘Az Yiyiniz Sıhhat Bulunuz.’

Çok yemenin kalbi karartıp hikmet yolunu kapattığı bütün ariflerin ortak görüşüdür. Bu yüzden âriflerin hayatında az yemek bir düstur olmuştur. Hz. Davut (a.s.)¸ içi boşalmayan bir kişiden hoş sesler çıkmadığını belirterek o güzel sesini açlıkta bulduğunu söylerken Hz. Musa¸ “Kelimullah” olmayı açlıkta bulduğunu zira karnı toprakla dolu olanın Hak ile yakınlığı olamayacağını belirtmiş, Hz. İsa ise ümmetine; “Karnınız aç olsun ki; kalbinizde Rabb’inizi göresiniz.” diye tavsiyede bulunmuştur.

“İnsanoğlu kendi karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır.” buyuran Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bu tavsiyesini kendine rehber edinmeyen ve kulak ardı eden insanoğlunun az yemek lütfunun tam tersine obezite ve benzeri gibi hastalıkların pençesinde kıvranması kaçınılmazdır. Bu tür hastalıklardan kurtulmak için ise diyetisyenlerin yazdığı zayıflama reçetelerine mahkûm olması mukadderdir. Zira insan¸ yemekte Efendimiz (s.a.v.)’in ölçüsünü dikkate almayıp bu sayede hem kalbini karartmaya hem de bedenî hastalıklara mahkûm olma yolunu seçmiştir.

Cenab-ı Hak¸ Araf Suresi 31. ayette kullarına yemek yemenin adabını şöyle öğretmiştir; “Yiyiniz içiniz ama israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” Bu ilahî çağrının ölçüsünü de Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’den alalım; “Eğer kim yemek şehvetine tutulur karnını doldurmak isterse hiç değilse üçte birini yemekle¸ üçte birini içecekle¸ üçte birini de boş bıraksın.” Efendimiz (s.a.v.)’in şifa bahçesinde filizlendirdiği ve Somuncu Baba Hazretleri gibi gönül sultanlarımızın hem fiilinde hem de kavlinde dillendirdiği bu ölçü¸ asırlardan beri bu coğrafyanın temel düsturu olagelmiştir. Bu ölçüye uyanlara ne mutlu… Peygamber Efendimiz¸ Allah dostlarının ve gönül tabiplerinin bu örnek uygulamasını şöyle tasvir etmiştir:“Şeytan¸ insanın damarlarında kan gibi dolaşır. O yolları açlık ve susuzlukla tıkamak sadece Allah dostlarına mahsustur.”

somuncu baba türbesi
Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Türbesi / Darende

Az Konuşmak: Hikmet ve Zarâfet Ancak Sükûtla Elde Edilir

Hikmet¸ zarafet ve letafetle aharlanmış güzel coğrafyamızı besleyen ve büyüten ırmakların tamamı “kılletü taam¸ kılletü menam ve kılletü kelam” yani “az yemek¸ az uyumak ve az konuşmak” düsturunun bu iklimlerde yeşermesi için yüzyıllar boyunca çağıldamış ve bu kadim ilkeyi imanla¸ İslâm’la ve ihsanla harmanlayarak bozkırlarımızı gönül güzellikleriyle bezemeyi başarmıştır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.): “İnsanın selâmeti dilini tutmasındadır. Ya hayır söyle ya da sus.” buyurarak konuşmanın ölçüsünü hayır söylemekle sınırlamış¸ boş sözleri¸ dedikodu ve çok bilmişçesine her hususta gelişigüzel kelam etmeyi ise insanın selametini olumsuz etkileyen huylar olarak nitelemiştir. Az konuşmak çok dinlemeye kapı aralar. Dinlemeyi alışkanlık haline getirenler ise önce ariflerin kelamını ardından da göklerden süzülen gizli terennümlerden beslenmeyi itiyat hâline getirirler. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri arkadaşlarına ve yolundan gidenlere “az konuşsunlar” tavsiyesinde bulunarak bu kadim kültürümüzü hem anın ruhuna hem de zamanın kalbine yaymayı başarmış özge bir gönül sultanıdır.

Az konuşmaktan ve susmaktan maksat¸ her meselede olduğu gibi insanın yerini ve haddini bilmesidir. Susmak¸ bilinçsizce sessiz kalıp¸ bir köşede sükût kesilmek değil¸ yaşadığımız çeşitli olaylara karşı tevekkül içinde sessiz kalmak veya bir ölçü ve edep dairesi çerçevesinde az ve gerektiği kadar konuşmaktır. Nitekim “Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır.” buyuran Efendimiz (s.a.v.)’in bu düsturu bu hususu en güzel şekilde özetlemektedir.

Susmanın¸ gerektiği yerde gerektiği kadar konuşmanın insana hikmet kapılarını açtığını ve ona bambaşka bir zarafet elbisesi giydirdiğini öğreten yüce dinimizin buyrukları ve gönül sultanlarımızın tavsiyeleri dikkate alındığında toplumumuzun daha huzurlu¸ güvenli ve daha yaşanabilir hâle geleceği ortadadır. Zira toplumun huzurunu bozan dargınlıkların¸ insanlar arasındaki huzursuzlukların ve güven bunalımının asıl sebebi¸ diline hâkim olmayan insanların özensiz tutumlarından başka nedir ki?

somuncu-baba-turbesi
Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Türbesi ve Külliyesi / Darende – Malatya

 

Az Uyumak: Çok Uyumak Gönül Parlaklığını Yok Eder

Kalbi karartıp insanı çağın körlüğüne¸ hikmet yolunun kapanmasına sevk eden diğer bir husus ise çok uyumaktır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.): “Gönül parlaklığını gece uykusuzluğuna verdim. İnsanlar onu derin uykularda arıyorlar. Gaflet ile uyurken gönül parlaklığını nasıl bulacaklar?” buyurarak çok uyumanın gönül parlaklığını zail eylediğini veciz bir şekilde ifade etmiştir.

Yüce Allah Nebe Suresi 9. ayette: “Size uykuyu bir dinlenme yaptık.” buyurarak uykunun insan için büyük bir nimet olduğunu belirtmiştir. Lâkin her şeyde olduğu gibi uykuda da ölçülü olmak esastır. Bu sebepledir ki¸ bedenimizin dinlenmesi için yeterli olan uyku vücuda sıhhat olurken fazla uyumak ruhumuza gaflet ve hastalık getirmektedir. Allah dostlarının isteklerine ve muratlarına geceleyin kavuştuğuna bizzat şahit olan Somuncu Baba Hazretleri¸ arkadaşlarına ve yolundan gidenlere az uyumayı tavsiye ederek herkesin uykuda olduğu ama Rabb’imizin ikramlarının sağanak misali döküldüğü gecenin en derini ile seher vakitlerindeki ikram ve ihsanlardan ihvanının mahrum olmamasını murat eylemiştir.

Gözleri madde ve geçici hazlarla körelmiş olanlar görmese de dünyayı aydınlatan güneş battıktan sonra gönülleri aydınlatan gayb âlemlerinin güneşi doğar¸ vakte kuşanmış olan insanların gözlerini ve gönüllerini nurlandırır. Gecenin tamamını uykuyla geçirenler bu ihsanlardan mahrum kalır ve vakitten yana gaflette olanlar gönül gözünün ardına kadar açıldığı bu kutlu menzilden fersah fersah uzaklaşır. Hz. Musa’nın Rabb’i ile Tur Dağı’ndaki büyük randevuya gece gidişi¸ Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in kutlu Mirac yolculuğuna gece çıkarılışı bunun en önemli işaretlerinden değil midir?

İnsanlar için gündüz çalışıp rızık elde etme¸ gece ise dinlenme ve uyuma zamanıdır. Ama arifler için gecenin bambaşka bir anlamı vardır. Zira onlar için gece Sevgiliyle buluşma anıdır¸ aşk ve meşk vaktidir. Sevgiliye derd-i derununu açma¸ gönül iniltilerini fısıldama ve yürek yangınlarını arz etme saatidir. Onun içindir ki onlar¸ hemen herkesin uykuda olduğu en tenha ve sessiz vakitleri uyanık geçirmeye dikkat kesilirler. Bu hususta gaflet göstermezler ve yolundan gidenlere evvela bunu tavsiye ederler. Hak âşıklarının gece uyumama sebebi de budur ve bu durum gönül erbabı arasında o kadar belirgindir ki Mevlâna Celâleddin Rumî bu hususu şöyle tasvir eder: “Bu yüzdendir ki âşığı kem gözden korumak ve Sevgili ile buluşmasını gizlemek için¸ gece¸ karanlığı ile her tarafı kaplar¸ perdeler gerer.”

Somuncu Baba Hazretleri’nin arkadaşlarına ve yolundan gidenlere tavsiye buyurduğu “az yemek az konuşmak ve az uyumak” hakkındaki “Az yesinler¸ az konuşsunlar¸ az uyusunlar.” düsturu bu anlamda çağımızın hastalıklarına bir şifa ve kararmış gönüllerimize bir ziya olarak yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.