Gelard Dergisi Somuncu Baba Külliyesi’ni Tanıttı

Gelard Dergisi Somuncu Baba Külliyesi

Cumhurbaşkanlığı himâyelerinde kurulan ve ülkemiz genelindeki külliye niteliğine hâiz eserlerin tanıtımı ve ihyâsı için faaliyetlerde bulunan ‘Geleneklerimizi ve Geleceğimizi Araştırma Tasarım ve Tanıtım DerneğiGELard ‘ın yayın organı Gelard Dergisi 2.sayısında Darende Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Külliyesi ‘ni okurlarına tanıttı.

Eğitimci Yazar Aziz Mahmut Öncel tarafından ” Bir İslam Mimarisi Hatırlatması ya da Görkemli Sadeliğe Bir Örnek: Somuncu Baba Külliyesi ” başlığı ile kaleme alınan makalede Somuncu Baba Külliyesi’nin tarihi, kültürel ve mimari özellikleri anlatıldı.

Aziz Mahmut Öncel’in makalesini buradan okuyabilirsiniz.

Gelard Dergisi Somuncu Baba Külliyesi

Görkemli Sadeliğe Bir Örnek: Somuncu Baba Külliyesi

İslâm mimarisi nedir?

Kültür mimarisi yapı mimarisini kalkındıracak yegâne güçtür. Bu sebeple, “Divan şiiri kademe kademe Osmanlı mimarisini şekillendirmiştir.” Düşüncesini savunmak güç olmayacaktır. Çünkü mimarinin asıl görevi temel ihtiyaç olan insanların barınmasını ve onların sosyal, kültürel ve iktisadî faaliyetlerinin barındırılmasını estetik bir duyuş ile vücuda getirmektir. Bu tanım kuşkusuz İslam tasavvurunun bir getirisi olarak önümüzdedir. Ancak modern zamanlar insanları derin bir duyarsızlığa, kültürce yoz, fikirce cılız bir duyuşa itmektedir.

Teknoloji ve batıcıl hezeyanların buluşmasıyla oluşan bu hızlı kirlenme doğa ve insan çatışmasını ortaya çıkarmış, insanın tahripkâr gücünü bu kirli akış içerisinde adeta dizginlenemez bir seviyeye ulaştırmıştır. Hâlbuki halimize ecza, merhem kıvamlı bir hadis-i şerifte gizlidir:

“İnsanın Dünyadaki esas vazifesi dünyayı güzelleştirmektir.” Hz.Muhammed(sav)

Bu kirlenmişliğin hediyesi olan şirkin karşısında bahsettiğimiz ecza, Türk-İslam mimarisinin Osmanlı ve Selçukluyla Anadolu özelinde ortaya koyduğu eserlerde “Görkemli Sadelik” şeklinde bina olmuştur. Peki mevzunun özeline inmeden “görkemli sadelik” nasıl İslam mimarisinin vurucu tanımı olmuştur?

“Allah’ın mescidlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’dan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır.”
Tevbe Suresi,18

tevbe suresi 18. ayet meali

Tevbe suresinden alıntıladığımız bu ayet-i kerime, Turgut Cansever’in deyimiyle, mimarinin akıllı ve sorumlu Müslüman tarafından layıkıyla tasarlanıp uygulanabileceğini ifade etmektedir.

Kur’an-ı Kerim’in ilk konusu, yani bir mümin inancının temeli olan Tevhid akidesi ile bu mevzu düşünüldüğünde akıllı ve sorumlu Müslümanın mimarinin temeline bu ayeti kerimeyi koyacağı muhakkaktır. Çevreye Allah’ın azametinin ve Cemal sıfatının tecelli ettiği yerler olarak bakmak düsturu anlayışımızın temel zeminini oluşturması açısından son derece önemlidir. Bu bir düzeni tetikleyerek yapısalcılık bağlamında ortaya çıkacak olan bir fetişizmden zihnimizi ve gözlerimizi korur. Eşyanın hakikatine sadık kalan, tabiînin ve sunînin eşzamanlı bir güzellik arz edeceği birlikteliği sunan mimari, gücünü bu minval üzere tevhid’den almaktadır.

gelard dergisi somuncu baba külliyesi darende malatya

Modern bir külliye örneği

Bu hususları anımsayarak Modern İslam Mimarisinden bahsettiğimizde Malatya’nın Darende ilçesi barındırdığı İslam Mimarisi örnekleriyle dikkat çekmektedir. İlçede bulunan Somuncu Baba Külliyesi ise örnek bir proje olarak incelenmeye değerdir. Anadolu’daki İslam Mimarisi unsurları ve özelinde ise külliye mimarisi açısından farklı bir zirveyi işaret etmektedir.

Somuncu Baba Külliyesi tabiî ve tarihî güzellikler ile uyumu, simgece zenginliği, temizliği, taş ve ahşap işçiliğinin mükemmelliği, birliktelik dengesi gibi tüm unsurların düşünülerek, analizlerin iyi yapılarak modern ile geleneğin nasıl meczedilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Külliye Şeyh Hamid-i Veli nâm-ı diğer Somuncu Baba Hazretlerinin halvethane olarak kullandığı mekâna defni ve sonrasında türbe, zamanla cami olarak kullanımı ile oluşmaya başlamış, Somuncu Baba’nın geniş kitlelerce tanınması neticesinde ihtiyaca binaen bugünkü halini almıştır.

Melamî meşrep olduğu bilinen Somuncu Baba Hazretlerinin bu özelliği mekânı belirlemiştir. Tohma çayının oluşturduğu kanyonun içerisinde, dağlarla korunmuş ancak göğün ve yüksek kayaların insana müthiş bir derinlik hissi bahşettiği, hemen ayaklarınızın altında akan çayın ise bir belirsizlik atfederek bu dünyadan bir kopuşu anımsattığı mekânın insanda bıraktığı tüm lahutî ve manevi tatlar Somuncu Baba’nın tasavvufi anlayışı ile birliktelik arz etmektedir.

gelard dergisi somuncu baba külliyesi mimari özellikleri

Öyle ki Darende kelimesinin anlamı dahi Melâmî meşrep Somuncu Baba’nın çizdiği bu resme uygundur. Çünkü “darende” kelimesi; tutan, saklayan, ulaştıran, kavuşturan anlamlarına gelmektedir. Külliyenin ana bileşenlerinden bahsedecek olursak altı unsuru anmamız gerekir. Bunlar; türbe kısmı, ek cami, yeni cami, Hamidiye Çarşısı ve Abdesthane, müze, avlular olarak sıralanabilir.

Arkasını bir dağa yaslamış heybetli bir külliye izlenimi veren bu mekân ince bir taş işçiliği, ustalıklı ahşap dokunuşları, birbirini sırtlayan ancak hiçbir zaman birbirine yük olmayan bina bütünlüğü ile taşın taşla ve yine taşın ahşapla olan eşsiz uyumunu İslam’ın “Tevhid” inancına paralel olarak “her şeyi yerli yerine koyma” fikri doğrultusunda haykırmaktadır.

Osmanlı mimarisinde, nasıl bina olunan her kubbede divan şiirinin estetik ve entelektüel alt yapısı varsa burada da aynı ipuçlarını bulmak mümkün. Çünkü Somuncu Baba Ahfadından Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi kaleme aldığı divanı, vasiyet, nasihatleriyle aynı ufku çizmiş bu harika eserlerin oluşmasının fikri dayanağını oluşturmuştur.

“Hayanın hepsi hayırdır.”
Hz.Muhammed(sav) / Müslim; İman,61

gelard dergisi somuncu baba külliyesi

Somuncu Baba Külliyesi ‘nde tarihi süreç içerisinde cami olarak kullanılan üç kısım vardır. Bu üç kısmın kubbeleri camideki yapaylıktan uzak ancak edeb dairesindeki yaklaşımın bir ifadesi olarak yükseklikleri açısından farklılık göstermektedir. Türbe kısmı kubbe-alem yüksekliği açısından en yüksekte yer almaktadır. Daha sonra sırasıyla ek cami kısmı ve yeni cami gelmektedir.

Türbe kısmının yüksekliğinin diğer binalar inşa edilirken Somuncu Baba’nın maneviyatına atfen aşılmadığı görülür. Anadolu’nun en büyük gücü maneviyata verdiği değerdir. Her eserin fikri derinliği ve tarihi süreçlerdeki rolünde büyük etkiye sahiptir. Bir ibadethaneye, maneviyatına ve ilmine atfen bir şahsa gösterilen saygı bu gücün bir parçasıdır.

Somuncu Baba Külliyesi ‘ndeki bir ayrıntı ise külliye konumlandırılırken nasıl ince düşünüldüğünün bir ispatı niteliğindedir. Saygı hayâya tâbidir, ve hâya İslâm’ın temel ahlak seciyesidir. Bu düşünceyle avluda bir abdesthane yer almış ancak tuvalet ihtiyacı için inşa edilen kompleks avlu dışına bina edilmiştir. Bu mimari bakış açısı Tevbe Suresi on sekizinci ayete olan bağlılığın ve hadis-i şerifler ışığında yüründüğünün bir nişanesidir.

Hayâya en çok yakışan renk beyaz dense yeridir. Masumiyetin, günahsızlığın bir ifadesi de olan beyaz, Somuncu Baba Külliyesi ‘nde öyle tasarlanmıştır ki insanı içine alıp tertemiz edecek bir bulut gibi durmaktadır. Öyle ki bu beyaz bulutun içine girdiğinizde zeminde kullanılan Kemalpaşa mermeri, adeta sert bir zeminde değil de bir bulutun içerisinde yürüyormuş gibi bir his vermektedir. Öte yandan inşa edilen binalarda Mardin Midyat taşı kullanılması merhamet duygusunun bir libas gibi taşa giydirilmesi manasını vermektedir. İslam Mimarisinin, taşı olduğu gibi kullanırken insan faktörünü nasıl ıskalamadığının bir ipucudur bu da.

gelard dergisi somuncu baba külliyesi darende

Bir kumaş gibi dokunan taş

“Yek bakışla etmeğe bu seng-i dili kîmya
Bu bâsiri binâsı yok ebsâra götürme”
Divan-ı Hulûsî-i Darendevî

“Cihân-ı aşka dâhil olsan andan bu iki âlem
Görünür sanki sahrâda seng-i nişân olmuş”
Divan-ı Hulûsî-i Darendevî

Zamanın birinde bir mürşid-i kâmil sadık ihvanlarından bir inşaat işçisini yanına alır ve ona; “İşte taşa böyle böyle vuracaksın” diye göstererek anlatır taş ustalığını. Sıdk mührünü kalbinde taşıyan usta, mürşidinin dediği sözlere gösterdiği hareketlere sadık kalarak mahir bir taş ustası olur çıkar.

Adeta o mahir taş ustası, ince dokunuşlarla mardin taşından bina edilen Somuncu Baba Külliyesi duvarlarına dokunmuş gibidir. İnsana hafiflik bahşeden bir yapıya sahiptir külliye. Belki o mürşid-i kâmilin nazarı, taşı yumuşatmış, insanın taşa, taşın da insana dokunmasını sağlamıştır.

Şunu peşinen belirtelim ki kullanılan taş açısından külliye o kadar zengindir ki Türkiye’nin farklı noktalarından çıkarılan taşlar müthiş bir ahenkle kullanılmıştır külliyede. Yörede çıkarılan Darende Güdül Taşı türbe ve ek cami kısımlarında kullanılmıştır. Özellikle yeni cami kısmında dikkati çeken Mardin Midyat Taşı ise taç kapı ve Hamidiye Çarşısında asıl unsurdur.

gelard dergisi somuncu baba külliyesi

Külliye avlusunu baştan başa kaplayan Kemalpaşa mermeri, Afyon Şeker mermerinin korkuluklardaki şık görüntüsüyle desteklenmiştir. Taç kapıdaki giriş merdivenleri ve külliyeyi arka yola taşıyan merdivenlerde kullanılan Kayseri Bazalt taşı rengi itibariyle adeta camiye girerken terk edilen dünyalıkların yere saçılmasıyla ortaya çıkan kirleri kapatmaktadır.

Yeni cami kısmındaki mihrap uzaktan bakıldığında sanki alçıdan imal edilmiş gibi görünse de tamamen Antalya Limra taşından ibarettir. Bayanlar girişinin hemen yan tarafında yer alan kısa bir yol iki yanında otuz yapraklı gül şehrine atfen rengarenk güllerle donatılmış ve sonunda Şeyh Hamid-i Veli çeşmesiyle mimarinin genel gül-su-taş baş aktörlerine uyumlu hale getirilmiştir. Bu çeşmenin ise Elazığ Sunta taşından yapılmış olması taş çeşitliliğinin kendi arasındaki uyumu yine hiç bozmamıştır.

Külliyenin önemli noktalarından olan müze kısmı ise külliye bütünlüğüne uygun olarak dış kısımda Darende Güdül taşı iç kısımda ise Nevşehir taşı kullanılarak estetize edilmiştir.

gelar dergisi somuncu baba külliyesinde kullanılan taşlar

Hamidiye çarşısında da yine farklı taşların uyumu göze çarpmaktadır. Mardin Midyat Taşı ile bina edilen yapının avlu kısmındaki düzenli görüntü abdest almaktaki kolaylıkla birleşerek hiçbir şeyin baştan savma yapılmadığını hissettirmektedir. Öyle ki abdest alırken insan üstüne su sıçramamakta el ve ayaklar yıkanırken musluğa olan mesafe insanı zorlamamaktadır.

Yeşil mermerlerin ahşap ve diğer mermerlerle olan uyumu estetik boyutunun derecesine katlamaktadır. Yeşil mermer olarak kullanılan Hindistan Forest Green mermeri güneşe karşı dayanıklı bir malzemedir. Ancak iç kısımda kullanılan yeşil mermer yine bir Hindistan mermeri olan Verde Guatemala’dır. Su kanalları, oturaklar, lavabolar ve ayna kısımları gibi unsurlarda kullanılan Afyon şeker mermeri külliyenin temizliğini göstermektedir.

Zeminde kullanılan Marmara mermeri de alelade bir temizlik anlayışının bu külliyede barınamayacağını gösterir ki;

“Müslümanlık temizlik dinidir. Temiz olun! Cennete ancak temiz olan girer.” Hz.Muhammed(sav)

Hadis-i Şerifi gerçekten de bu külliyede yaşatılmaya çalışılmaktadır.

gelard dergisi somuncu baba külliyesi darende abdesthane sadirvan

Ahşap Mimari ve Tasavvufi Göndermeler

Tamamen doğal olarak kullanılan ahşap kısımlar Güney Afrika kökenli Sapella ağacı ile meydana gelmiştir. Sıkı ve az esnek olan bu ağaç kolay işlenmesi vernik ve boyama işlemlerinde başarılı sonuçlar vermesinin yanında az çekmesi, az çatlaması, böcek ve mikroorganizmalar tarafından ciddi zararlara uğratılamaması nedeniyle külliyede tercih edilmiştir.

Camideki taşa verilen önem ne derece sadeliğe atıfla bir mâhirlik göstermekteyse ahşap kısım için de aynı durum söz konusudur. Özellikle yeni cami kısmında tavanı baştan başa kaplayan yıldızlar taş ahşap uyumunun çıktığı zirveyi işaret ederken naif bir mesajla “muhteşem sadelik” felsefesini devam ettirmektedir.

Tavanda yer alan iç içe geçmiş sekiz köşeli beş yıldız öncelikle bizlere İslam’ın beş şartını hatırlatır. Bu anımsatma sekiz köşeli yıldızın köşelerinde karar kılarak cennetin sekiz kapısında gezdirir havsalamızı. Bu mevzunun önümüze camide açılması beş vakit namazı ve iç içe geçen sekiz köşeli yıldızların toplam köşe sayıları ile de günlük kılınması emredilen kırk rekâtı gündemimize taşır. Ayrıca Hz Muhammed (SAV)’e kırk yaşında peygamberlik verilmesi gibi unsurlar da düşünülebilir.

gelard dergisi somuncu baba külliyesi ahşap tavan

Yine sapella ağacından üretilen ve devasa olmasından kaçınılarak mütevazi boyutlarda imal edilen pencereler cami şıklığına katkıda bulurken abartılı hiçbir ışık oyununa sebebiyet vermez. Kırk küçük pencere tasavvufen kırk sayısının önemini ifade etmeğe devam eder.

Türbe bölümünde tasavvufi göndermeler ise yedi rakamı üzerine kuruludur. Türbe kısmının kubbesi yedigen şeklinde inşa edilmiştir. Yedi sayısı ile aklımıza ilk önce Fatiha Suresi gelmektedir. Yedi ayetten oluşan surenin tefsirini yine Bursa Ulu Caminin ilk hutbesini okurken yedi farklı şekilde tefsir eden Somuncu Baba (KS)’nin kabrinin burada olması bu telmihin ana kaynağıdır kuşkusuz. Ancak yedi sayısının kullanılmasında ki tek neden bu olmasa gerekir. Göğün ve yerin yedi kat olması, haftanın yedi güne bölünmesi, dünyanın yedi  günde yaratılması gibi hususlar da söz konusudur elbette.

gelarde dergisi somuncu baba külliyesi 7 rakaminin sirri

Esin Kaynakları 

“Güzellik arz eder dil-ber  güzeldir
Güzel görmek  göze lütf-i ezeldir.”
//Divân-ı Hulûsi-i Dârendevî

Klasik minber-mihrap-kürsü üçlemesinin  dışında Dulkadiroğulları Beyliği döneminde örnekleri  görülen dizaynın yine sürekliliği  sağlayacak şekilde sapella malzemesinden  imal edilmesi karma  bir İslam Mimarisinin geleneğin  estetik ölçülerinden süzülerek örnek  alındığının bir göstergesidir. 

Öyle modern mimarinin imkanları  dahilinde Osmanlı Mimarisi  ve Selçuklu Mimarisi örnekleriyle  kısıtlı kalınmamış geniş bir perspektif çizilmiştir.  Külliyeyi saran dağların çağrıştırdığı  Mekke ve Medine esintisini  tamamlamak için kullanılan mermer  esin kaynaklarının kökeni  açısından büyük öneme haizdir. 

Ayrıca Türbe bölümünde duyulan  su sesi bizleri Elhamra Sarayı  ve Bursa Ulu Camii ’nin eşiğine  getirir bırakır. Özellikle Türbe  bölümünde medfun bulunan Somuncu  Baba (KS)’nın Bursa ile  ilgili mazisi göz önüne alındığında  su ayrıntısı gayet manidardır. 

gelard dergisi somuncu baba külliyesinin mimari özellikleri

Ayrıca tercih edilen halı detayının  Mescid-i Aksa’dan esinlenilmesi Somuncu Baba Külliyesinin  İslam’ın ana kaynaklarından nasıl beslendiğini göstermenin ötesinde  bu esin kaynakları arasında  nasıl özgünlüğünü koruduğu  konusunda da sanat tarihçilerini  davet etmektedir. 

Tüm bunlar düşünüldüğünde 

“Allahü teâlâ cemildir. Cemal sahiplerini  sever.”
Hz.Muhammed(sav)

şeklinde Müslim’in aktardığı Hadis-i Şerif’in manası bizlere açılmaktadır. Çünkü Cemal  kelimesi şükretmek için nimeti  göstermek, çirkinliği kapatmak  anlamını açık etmektedir. Külliye  başta namaz ibadeti olmak üzere  sosyal hayatın aktığı birçok faaliyetin  gerçekleştiği yerlerdir. O halde insanın hayatını kaplaması  gereken şükür böyle yerlerde  baş aktör olmalıdır. Allah’ın cemil olduğu ve bizlerin şükretmek için onun nimetlerini görmemiz gerektiğini  bilerek de İslam Mimarisine  bakmalı ve en temizini en güzelini  gösteriş için değil ancak muhteşem bir sadelikle ifade etmeliyiz. Böyle düşününce “Ah, sadelik fikrini nerede kaybettik biz!” demek  gelmiyor mu içimizden?

Gelard Dergisi 2.Sayı / Aziz Mahmut Öncel

Somuncu Baba Türbesi ve Külliyesi Tanıtım Filmi