Somuncu Baba Şiiri ile Tavsiyeler

somuncu baba ahmet özhan konseri

Somuncu Baba Şiiri ile Tavsiyeler

Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Hazretleri‘nin günümüze kadar ulaşmış iki adet şiiri bulunmaktadır. (Somuncu Baba’nın Eserleri için bakınız)  Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba şiiri sanat kaygısından uzak bir şekilde duygularını ifade etmek ve bizlere tavsiyelerde bulunmak için vasıta olarak kullanmıştır. Bu şiirler çeşitli dönemlerde akademisyenler ve araştırmacılar tarafından şerh edilmiş ve Somuncu Baba Hazretleri‘nin manevi dünyasındaki derinliklere vurgular yapılmıştır. Ayrıca bu şiirler ilahi formatında çeşitli sanatçılar tarafından da seslendirilmiştir. Yazımızda şiirlerden “Biz ol uşşak-ı serbâzuz” şiirinin kısaca şerhi ve edebi yönlerini ile sanatçılar tarafından seslendirilmiş versiyonlarını bulabilirsiniz.

somuncu-baba-turbesi
Somuncu Baba Türbesi / Darende – Malatya

Somuncu Baba Kimdir?

Manevî hayatımızı tanzim ve ikmal eden şahsiyetler¸ hayata renk ve ahenk katarlar. Onların hakikat dairesinde olmak ruhumuzu huzura erdirir. Anadolu’muzda bu gibi üstün ahlâklı şahsiyetlerin sayısı çoktur. Bunlardan birisi de Darende’de medfun olan gönüller sultanı Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri’dir. (Somuncu Baba Kimdir? hayatı hakkında bakınız)

Somuncu Baba’ya Ait Şiirler

Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri dünya sevgisinden uzak hakiki bir mürşitti. Hak ve hakikat dostlarından biri olan Somuncu Baba’nın günümüze ulaşmış iki şiiri mevcuttur. Bunlardan biri “Biz Ol Uşşak-ı Serbazuz”¸ diğeri “Senden Dolu İki Cihan” adını taşımaktadır. Gönüllerin aydınlığı Somuncu Baba¸ bir şair değildi şüphesiz. Fakat onun da kabına sığmayan¸ gönlünden taşan dinî duyguları mevcuttu. O¸ bu duygularını zaman zaman kâğıda geçirmiştir. Etrafındaki dervişlerle paylaşmıştır. Hüseyin Vassaf ve Bursalı M. Tahir¸ onun ‘’Şerh-i Hadis-i Erbain” isimli bir eseri bulunduğunu yazarlar.  Bu kıymetli mürşidin elimizde iki şiirinin olması onun sadece iki şiir yazdığı anlamına gelmez. Hayatını ilme ve irfana adayan¸ dinî hissiyatı adeta bir çağlayan gibi gönülden gönüle akan bu Allah dostu¸ kim bilir bunların dışında da güzel şiirler söylemiştir. Fakat onun diğer şiirlerinden haberdar değiliz. Dilerseniz onun çok sevilen bu şiirlerini gönül süzgecimizden geçirerek tahlil edelim.

somuncu baba şiiri

Biz Ol Uşşak-ı Serbâzuz

Somuncu Baba’nın “Biz ol uşşak-ı serbâzuz” adlı semâisi halk tarafından çok sevilmiş¸ ezberlenmiş¸ dilden dile bugünlere ulaşmıştır. Şiirin ilk dörtlüğü şu şekildedir:

“Biz ol uşşak-ı serbâzuz

Akıl rüşd bize yâr olmaz

Mey-i aşk ile sermestiz

Bize hergiz humâr olmaz”

dörtlüğünde mutasavvıf şair Somuncu Baba¸ içinde bulunduğu ruh hâlini tasvir etmektedir. Şair kendisinin ve etrafındaki Hak ve hakikat dostlarının yiğit âşıklar olduklarını¸ kuru bir aklın kendilerine kılavuz olamayacağını¸ gönlün akıldan üstün olduğunu belirterek aşk şarabıyla sarhoş olduklarını dile getirir. Fakat bu içkinin onları asla sarhoş etmeyeceğini¸ akıllarını başlarından almayacağını söylüyor. Bilindiği gibi tasavvufta “mey” ve “şarap” Allah aşkına götüren manevî bir unsurdur. Bildiğimiz alkollü içki anlamında kullanılmaz. Şiiri buna göre okumak lazımdır.

Diriyiz Dâim Ölmeyiz

“Diriyiz dâim¸ ölmeyiz

Karânularda kalmayız

Çürüyüp toprak olmayız

Bize leyl ü nehâr olmaz”

dörtlüğünde¸ ahiret hayatını da düşündüğümüzde¸ insanın hakikatte ölümsüz bir varlık olduğunu hatırlatıyor. Ona göre insanın ölümü¸ sadece bir tebdil-i mekândan ibarettir. Bu ifade bize tasavvuf edebiyatının köşe taşı olarak kabul ettiğimiz Yunus Emre’nin “Ten fânidir¸ can ölmez¸/Çün gitti geri gelmez/Ölür ise ten ölür/Canlar ölesi değil” dörtlüğünü hatırlatıyor. Şeyh Hamid-i Veli¸ şiirinin devamında Allah dostlarının hiçbir zaman manevî karanlıklar içerisinde kalmayacağını¸ öldükten sonra çürüyüp toprak olmayacağını¸ kendileri için geceyle gündüzün bir farkı olmadığını dile getiriyor. Dörtlükte “-l” ünsüzüyle yarım kafiye yapılmıştır. Burada “-mayız/-meyiz” rediftir. Bu dörtlükte “leyl ü nehâr (gece ve gündüz)” kelimeleri arasında tezat (zıtlık) sanatı yapılmıştır.

Sebât Üzerine Olmak

“Bizim illerde ay ü gün

Sebât üzre durur dâim

Televvün erişip âna

Gehi bedr ü hilâl olmaz”

dörtlüğünde şairin memleketinde ay ve günün (güneşin)¸ yani zamanın sebat içerisinde olduğu¸ değişken ve kararsız olmadığı belirtiliyor. Öyle ki gökteki ay bile ya dolunaydır ya da hilaldir. Burada insanların doğuştan getirdikleri inançlarına kararlı bir biçimde sahip oldukları gerçeğine vurgu yapılıyor. Bu dörtlükte “ay/gün¸ bedr/hilâl” kelimeleri arasında tenasüp (uygunluk) sanatı vardır.

Gülşenin Solmayan Gülleri

“Bizim gülşendeki güller

Dururlar tâze solmazlar

Hazân olup dökülmezler

Zemistân ü bahâr olmaz”

dörtlüğünde mutasavvıf şair¸ yaşadığı yerlerde (dergâhta) güllerin hiç solmadığını¸ mevcut canlılıklarını daima koruduklarını¸ sonbaharda yapraklarını dökmediklerini¸ kış (zemistan) da dâhil olmak üzere her mevsimin güzel olduğunu söylüyor. Buradaki mekânın tasavvuf çevresi olduğu¸ âşıkların iri ve diri oldukları belirtiliyor. Allah’ın adının anıldığı¸ onun emir ve yasaklarına riayet edildiği yerlerde huzursuzluk olmayacağı vurgulanıyor. Böylesine munis bir ortamda ruhlar da tabiî olarak huzura ve sükûna ererler.

İlâhî Aşka Eriştiren Aşk Şarabı

“Şarâb-ı aşkı çün içtik

Feragât mülküne göçtük

Yanıp aşkınla tutuştuk

Bize tahrîk ü târ olmaz”

dizelerinde şair¸ aşk şarabı içerek kendinden geçtiğini¸ ilâhî aşka eriştiğini¸ benlik kavgasından kurtulduğunu¸ dünyanın hiçbir şeyinde gözü olmadığını¸ kişisel meselelerini unuttuğunu belirtiyor. O artık her şeyi Allah için yapıyor. Öyle ki aşk ateşi onun bütün hücrelerine sirayet etmiştir. Artık onu hiçbir kuvvet yolundan çeviremez. Hayatla ve onun içindekilerle kendisine mesafe koymuştur. Bu da fenafillaha giden yolun en mühim durağıdır.

Maneviyat Güneşine Ermek

“Ereliden şems nuruna

Vücudum zerreden katre

Ne katre ayn-i bahar oldu

Âna k’ar ü kenâr olmaz”

dörtlüğünde şair gerçek güneşine ve o güneşin güçlü ziyasına (ışığına) eriştiğini beyan ediyor. Bu güneş¸ bütün varlığı aydınlığa gark eden maneviyat güneşidir. Bu güneşten nasiplenenler hiçbir zaman karanlık korkusu yaşamazlar.

Somuncu Baba Hazretleri bu şiirinin son dörtlüğünde;

“Bırak ey Hamida vârı

Görem desen sen ol yârı

Göricek ol tecellâyı

Ândan özge kemâl olmaz”

diyerek sözü güçlü bir şekilde bağlıyor. Şair¸ bu dörtlüğün ilk dizesinde kendisine seslenerek (ey Hamida) nefsine iyi bir nasihat çekiyor. “Şayet yâri (sevgiliyi-Allah’ı) görmek istiyorsan dünya sevgisini bir kenara bırakacaksın” diyor. Zira aynı gönülde hem dünya hem de ahiret sevgisi bir arada barınamaz. Bunlardan birini tercih etmek mecburiyeti vardır. Yüce Allah’ın tecellisini gönül aynamızda görmek için o aynanın mutlak anlamda temiz olması gerekir. O aynanın temiz olması için masivayı hayatımızdan silmek mecburiyetindeyiz. Yüce Yaradan’ın tecellisine muhatap olmak¸ dünyevî zevklerin hiçbiriyle mukayese edilemez. En büyük olgunluk budur. Şair burada “ey Hamida” diyerek kendisine sesleniyor. Bu da nida sanatına güzel bir örnektir.

Önceden de belirttiğimiz gibi Şeyh Hamid-i Veli’nin şairlik gibi bir derdi ve emeli yoktur.  “Somuncu Baba” lakabıyla tanınan  Şeyh Hamid-i Veli aslında şair kimliğiyle tanınan bir şahsiyet de değildir. Fakat o da diğer tasavvuf ehli gibi zaman zaman coşarak şiirler kaleme almıştır. Manevî duygularını şiirin kanatlarına yükleyerek gönüllere taşımıştır.

Bu yönüyle Somuncu Baba şiiri aslında bir vasıta olarak kullanmış ve yine sevenlerinin gönlüne hitap ederek tavsiyelerde bulunmuştur.

Somuncu Baba Şiiri İlahi Versiyonu

Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba şiiri ile de gönüllerimize hitâb ediyor. Tasavvuf Musikisi sanatçısı Ahmet Özhan‘ın “Hulûs-i Aşk” albümünde yer alan eser ayrıca Somuncu Baba ilahi Grubu tarafından da seslendirilmektedir.

 

———————————————————–

Not: Bu yazı Somuncu Baba Dergisi yazarlarından M.Nihat Malkoç‘un “Somuncu Baba’nın elimizdeki iki şiiri üzerine düşünceler” yazısından derlenmiştir.